Kurumlar Vergisinde İmalatçı İndirimi ve YMM Tasdik Sorumluluğu

Türk vergi sisteminde imalat faaliyetlerini doğrudan hedefleyen önemli değişikliklerden biri 7582 sayılı Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32'nci maddesinin sekizinci fıkrasında yapılan düzenleme oldu. Düzenlemeyle, sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar için kurumlar vergisi oranı 2027 ve izleyen vergilendirme dönemlerinde %12,5 olarak uygulanacak. Aynı düzenleme, zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları da kapsamına alıyor.

Uzman notu

Bu içerik vergi uygulamalarını anlaşılır kılmak amacıyla hazırlanmıştır. Somut olaylarda profesyonel değerlendirme alınması önerilir.

İçindekiler

    2027'de üretim kazancında %12,5 oranı nasıl uygulanacak?

    Türk vergi sisteminde imalat faaliyetlerini doğrudan hedefleyen önemli değişikliklerden biri 7582 sayılı Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32'nci maddesinin sekizinci fıkrasında yapılan düzenleme oldu.

    Düzenlemeyle, sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar için kurumlar vergisi oranı 2027 ve izleyen vergilendirme dönemlerinde %12,5 olarak uygulanacak. Aynı düzenleme, zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları da kapsamına alıyor.

    Bu düzenleme ilk bakışta yalnızca bir oran indirimi gibi görünse de uygulamanın gerçekte çok daha önemli bir boyutu bulunuyor.

    Çünkü vergi avantajının büyüklüğü arttıkça, hangi kazancın gerçekten üretim kazancı olduğu, üretim faaliyetinin fiilen yapılıp yapılmadığı, üretim ve diğer faaliyetlerin nasıl ayrıştırılacağı ve indirimli oranın hangi matraha uygulanacağı daha kritik hale geliyor.

    Üstelik bu hesaplamalar, belirli şartlarda YMM tasdik raporunun konusu da olacak.

    Dolayısıyla 2027 yılına yaklaşırken konu yalnızca “oran %12,5'e düştü” şeklinde değerlendirilmemeli; sanayi sicilinden üretim kayıtlarına, muhasebe organizasyonundan maliyet dağıtımına ve YMM tasdikine kadar bütün bir sistem olarak ele alınmalıdır.

    1. Yeni düzenlemenin temel mantığı nedir?

    Kurumlar vergisinde genel oran halen %25'tir. 2026 yılı itibarıyla sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim yapan kurumların üretim kazançları için uygulanan oran ise %24'tür. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın yayımladığı oran tablosunda bu uygulama ayrıca gösterilmektedir.

    7582 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ise 2027 yılından itibaren üretim kazancına ilişkin avantajı çok daha belirgin hale getiriyor.

    Buna göre:

    Dönem Üretim kazancına uygulanacak oran
    2026 %24
    2027 ve sonrası %12,5

    Dolayısıyla 2027 yılı, imalatçı kurumlar açısından yalnızca yeni bir vergi yılı değil, aynı zamanda üretim kazancının vergisel açıdan daha ayrıntılı şekilde izlenmesini gerektiren yeni bir dönem olacaktır.

    Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta şudur:

    %12,5 oranı şirketin bütün kazancına uygulanmayacaktır.

    Avantajın konusu, kanunda belirtilen şartları taşıyan kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlardır.

    2. İndirimden yararlanmak için yalnızca sanayi sicil belgesi yeterli mi?

    Hayır.

    Düzenlemenin iki önemli ayağı bulunmaktadır:

    Sanayi sicil belgesinin bulunması

    ve

    fiilen üretim faaliyetinin yürütülmesi.

    Dolayısıyla sanayi sicil belgesinin şirket dosyasında bulunması tek başına %12,5 oranının uygulanması için yeterli bir güvence olarak görülmemelidir.

    Vergisel açıdan asıl önemli soru şudur:

    Şirket gerçekten üretim yapıyor mu ve elde ettiği kazanç gerçekten bu üretim faaliyetinden mi kaynaklanıyor?

    Bu nedenle üretim faaliyetinin;

    • üretim tesisi,

    • makine ve ekipman,

    • kapasite,

    • hammadde kullanımı,

    • işçilik,

    • enerji tüketimi,

    • üretim miktarı,

    • stok hareketleri,

    • mamul girişleri,

    • satışlar

    gibi unsurlarla birlikte ortaya konulabilmesi önem taşır.

    Başka bir ifadeyle, belge ile fiili faaliyet arasında uyum bulunmalıdır.

    3. İç piyasaya satış yapan imalatçı da avantajdan yararlanabilir

    İndirimli kurumlar vergisi uygulamasının yalnızca ihracat yapan üreticilere yönelik olduğu şeklindeki değerlendirme doğru değildir.

    KVK 32/8'de düzenlenen %12,5 oranının temel kriteri ihracat yapmak değil, kanunda belirtilen şartları taşıyan kurumun münhasıran üretim faaliyetinden kazanç elde etmesidir.

    Bu nedenle üretimini tamamen Türkiye'de satan bir imalatçı kurum da gerekli şartları taşıyorsa düzenlemeden yararlanabilir.

    Ancak burada önemli bir başka ayrım ortaya çıkmaktadır.

    KVK 32/7 kapsamında ihracat kazançlarına ilişkin ayrıca 5 puanlık indirim bulunmaktadır. Yeni düzenleme nedeniyle, 12,5 puanlık üretim indirimi uygulanan aynı üretim kazancı için ayrıca 5 puanlık ihracat indirimi uygulanamayacaktır. GİB'in 2026 tarihli tebliğ taslağında bu husus açıkça belirtilmiştir.

    Dolayısıyla ihracatçı imalatçılar açısından 2027 hesaplamalarında hangi kazanca hangi indirimli oranın uygulanacağı ayrıca analiz edilmelidir.

    4. İmalat kazancı ile ticari kazancın ayrıştırılması neden önemli?

    Bir şirket aynı anda birden fazla faaliyet yürütebilir.

    Örneğin bir işletme:

    • kendi fabrikasında üretim yapabilir,

    • dışarıdan mal satın alıp satabilir,

    • ithalat gerçekleştirebilir,

    • hizmet verebilir,

    • distribütörlük yapabilir,

    • ürettiği malların yanında ticari emtia da satabilir.

    Bu durumda şirketin bütün ticari kârını üretim kazancı olarak kabul etmek mümkün değildir.

    Vergisel avantajın doğru uygulanabilmesi için üretim faaliyetinden doğan kazanç ile diğer faaliyetlerden doğan kazancın ayrıştırılması gerekir.

    Bu ayrım yalnızca yıl sonunda yapılacak bir vergi hesabı olarak görülmemelidir.

    Aslında muhasebe sisteminin başından itibaren bu ayrımı desteklemesi gerekir.

    5. Muhasebe altyapısı 2027'den önce yeniden gözden geçirilmeli

    İmalatçı şirketlerde 2027 yılı için yapılması gereken en önemli hazırlıklardan biri muhasebe organizasyonunun incelenmesidir.

    Örneğin;

    Üretim faaliyetleri

    • hammadde,

    • direkt işçilik,

    • üretim genel giderleri,

    • enerji,

    • amortisman,

    • üretim kapasitesi,

    • mamul maliyetleri

    ile,

    ticari faaliyetler

    • ticari mal alışları,

    • satış giderleri,

    • pazarlama,

    • dağıtım,

    • ilgili genel yönetim giderleri

    mümkün olduğunca sağlıklı şekilde ayrıştırılmalıdır.

    Çünkü yıl sonunda yalnızca “bu şirket imalatçıdır” demek, üretim kazancının tutarını belirlemeye yetmez.

    Asıl mesele:

    Toplam ticari sonuç içerisinde üretim faaliyetinden doğan kazancın ne kadar olduğunun güvenilir şekilde hesaplanabilmesidir.

    6. İndirimli kurumlar vergisi matrahı nasıl düşünülmeli?

    Uygulamanın en kritik noktalarından biri burada ortaya çıkmaktadır.

    İndirimli oran, şirketin bütün kurumlar vergisi matrahına doğrudan uygulanmaz.

    Üretim kazancının toplam ticari sonuç içerisindeki payı dikkate alınarak indirimli oranın uygulanacağı matrahın belirlenmesi gerekir.

    Genel yaklaşım şu şekilde ifade edilebilir:

    İndirimli orana tabi matrah = Kurumlar vergisi matrahı × Üretim kazancı / Ticari bilanço kârı

    Ancak bu formülün mekanik olarak her durumda uygulanması doğru değildir. Üretim kazancının ve ticari bilanço kârının tespitinde ilgili mevzuatın özel hükümleri, geçmiş yıl zararları, KKEG'ler, istisna ve indirimler ile diğer vergi matrahı unsurlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

    Bu nedenle burada yapılacak hesaplamanın yalnızca muhasebe kârından hareketle hazırlanması ciddi risk oluşturabilir.

    7. Uygulamalı bir örnek

    İmalat faaliyetinde bulunan bir şirketin 2027 yılına ilişkin verilerinin aşağıdaki şekilde olduğunu varsayalım:

    • Üretim faaliyetinden elde edilen kazanç: 1.500.000 TL

    • Diğer faaliyetlerden elde edilen kazanç: 1.000.000 TL

    • Ticari bilanço kârı: 2.500.000 TL

    • Kanunen kabul edilmeyen giderler (KKEG): 400.000 TL

    • Geçmiş yıl zararları: 1.100.000 TL

    • Kurumlar vergisi matrahı: 1.800.000 TL

    Öncelikle üretim faaliyetinden elde edilen kazancın ticari bilanço kârı içerisindeki oranının belirlenmesi gerekir:

    1.500.000 / 2.500.000 = %60

    Buna göre kurumlar vergisi matrahının %60'lık kısmı üretim faaliyetinden elde edilen kazanca isabet etmektedir.

    Bu durumda indirimli orana tabi tutulacak matrah:

    1.800.000 × %60 = 1.080.000 TL

    olacaktır.

    Kurumlar vergisi matrahının kalan kısmı ise:

    1.800.000 - 1.080.000 = 720.000 TL

    olarak hesaplanır.

    2027 yılı için varsayılan %12,5 oranının üretim kazancına, genel %25 oranının ise diğer kazançlara uygulanması halinde hesaplama şöyle olacaktır:

    1.080.000 × %12,5 = 135.000 TL

    720.000 × %25 = 180.000 TL

    Buna göre hesaplanan kurumlar vergisi:

    135.000 + 180.000 = 315.000 TL

    olacaktır.

    Dolayısıyla bu örnekte, indirimli oran uygulanması sonucunda hesaplanan kurumlar vergisi 315.000 TL olmaktadır.

    Burada ayrıca dikkat edilmesi gereken husus, indirimli oranın şirketin bütün kurumlar vergisi matrahına uygulanmadığıdır. İndirim yalnızca üretim faaliyetinden elde edilen kazanca isabet eden matrah üzerinde dikkate alınmaktadır.

    Bunun yanında, gerçek beyanname hesabında yurt içi asgari kurumlar vergisi hükümlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Asgari kurumlar vergisi uygulamasının devreye girmesi halinde, yukarıdaki hesaplama tek başına nihai ödenecek vergiyi göstermeyebilir.

    Bu nedenle örnek, indirimli kurumlar vergisi oranının üretim kazancına nasıl uygulanacağını göstermek amacıyla hazırlanmış basitleştirilmiş bir hesaplama olarak değerlendirilmelidir. Gerçek uygulamada şirketin istisna ve indirimleri, geçmiş yıl zararları, KKEG'leri, diğer faaliyet sonuçları ve asgari kurumlar vergisi hükümleri birlikte dikkate alınmalıdır.

    8. KKEG ve geçmiş yıl zararları neden önem taşıyor?

    Üretim kazancının belirlenmesi ile kurumlar vergisi matrahının belirlenmesi aynı şey değildir.

    Bu ayrım özellikle:

    • kanunen kabul edilmeyen giderler,

    • geçmiş yıl zararları,

    • istisnalar,

    • indirimler,

    • diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlar

    bulunduğunda önem kazanır.

    Dolayısıyla YMM'nin incelemesi yalnızca:

    “Üretim kârı kaç lira?”

    sorusuna indirgenmemelidir.

    Daha kapsamlı soru:

    “Ticari bilanço sonucundan kurumlar vergisi matrahına geçişte üretim kazancının indirimli orana tabi tutulması hangi yöntemle ve hangi belgelerle ispatlanabilir?”

    olmalıdır.

    9. Fason imalat neden özel olarak incelenmeli?

    İmalat sektörünün önemli bir bölümünde üretimin bazı aşamalarının fason olarak yaptırılması mümkündür.

    Ancak fason üretim ilişkisi ile bütün üretim faaliyetinin üçüncü kişilere bırakılıp yalnızca ticari satış yapılması birbirinden farklıdır.

    Bu nedenle fason imalatın değerlendirilmesinde;

    • üretim tesisinin varlığı,

    • makine ve ekipman,

    • üretim kapasitesi,

    • hammadde temini,

    • üretim organizasyonu,

    • fason sözleşmeleri,

    • üretim aşamalarının hangilerinin dışarıya verildiği,

    • işletmenin üretim sürecindeki ekonomik ve ticari rolü

    bir bütün olarak ele alınmalıdır.

    Özellikle işletmenin üretim faaliyetine ilişkin ekonomik organizasyonu bulunmadan, bütün üretim sürecini dışarıya bırakıp yalnızca faturaları ve satış organizasyonunu yürütmesi halinde %12,5 oranının otomatik biçimde uygulanacağı varsayılmamalıdır.

    Burada “fason üretim yapılıyor” ifadesi tek başına yeterli değildir.

    Önemli olan, yapılan faaliyetin gerçekten mevzuatta öngörülen fiili üretim faaliyeti niteliğinde olup olmadığıdır.

    10. Sanayi sicil belgesi 2027 öncesinde mutlaka kontrol edilmeli

    İmalatçı kurum açısından sanayi sicil belgesi yalnızca idari bir belge olarak görülmemelidir.

    Belgenin;

    • geçerliliği,

    • şirket unvanı,

    • faaliyet konusu,

    • üretim konusu,

    • tesis bilgileri,

    • kapasite bilgileri

    ile fiili faaliyet arasında uyum bulunması önemlidir.

    Ayrıca sanayi sicil sisteminde yıllık işletme cetvelinin zamanında verilmesi de önem taşımaktadır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı düzenlemelerinde yıllık işletme cetvelinin elektronik ortamda verilmesi öngörülmektedir.

    Bu nedenle 2027 yılına girilmeden önce yalnızca “sanayi sicil belgemiz var” demek yerine:

    Belge geçerli mi?

    Belgedeki üretim faaliyetimiz fiili faaliyetimizle örtüşüyor mu?

    Yıllık işletme cetvellerimiz zamanında verilmiş mi?

    soruları cevaplanmalıdır.

    11. YMM tasdik sorumluluğu burada neden önem kazanıyor?

    İndirimli kurumlar vergisi uygulamasının önemli yeniliklerinden biri de YMM tasdik boyutudur.

    30 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 49 Sıra No.lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği, kurumlar vergisi beyannamelerinde yer alan belirli istisna, indirim ve uygulamaların YMM tasdikine tabi tutulmasına ilişkin esasları belirlemiştir.

    Tebliğin 8'inci maddesinde KVK'nın 32'nci maddesinin altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları kapsamındaki indirimli kurumlar vergisi uygulamalarında, yararlanılan toplam vergi indiriminin 200.000 TL'yi aşması halinde tasdik raporu düzenlenmesi zorunluluğu getirilmiştir.

    Buradaki önemli ayrıntı şudur:

    Ölçü üretim kazancı değildir.

    Ölçü kurumlar vergisi matrahı değildir.

    Ölçü sağlanan vergi avantajının tutarıdır.

    Bu ayrım YMM uygulaması açısından son derece önemlidir.

    12. 200.000 TL sınırı nasıl anlaşılmalı?

    Örneğin bir kurumun indirimli oran nedeniyle normal orana göre 300.000 TL daha az kurumlar vergisi ödemesi söz konusuysa, tasdik yükümlülüğünün belirlenmesinde dikkate alınacak tutar 300.000 TL'lik vergi avantajıdır.

    Dolayısıyla YMM'nin değerlendirmesi yalnızca indirimli matrah hesabından ibaret değildir.

    Şu zincirin tamamı incelenmelidir:

    Üretim faaliyeti

    ↓

    Üretim kazancı

    ↓

    İndirimli orana tabi kazanç/matrah

    ↓

    Uygulanacak oran

    ↓

    Normal oran ile indirimli oran arasındaki fark

    ↓

    Sağlanan toplam vergi avantajı

    ↓

    Tasdik zorunluluğunun doğup doğmadığı

    Bu yaklaşım, 49 Sıra No.lu Tebliğdeki “yararlanılan toplam vergi indirimi” kriteri bakımından özellikle önemlidir.

    13. YMM'nin incelemesi yalnızca hesap makinesi kontrolü değildir

    Burada YMM tasdikinin gerçek anlamı ortaya çıkmaktadır.

    YMM'nin önündeki mesele:

    “Mükellef %12,5 oranını kullanmış mı?”

    sorusundan çok daha geniştir.

    Asıl inceleme alanları arasında;

    Faaliyetin niteliği

    Şirket gerçekten üretim yapıyor mu?

    Sanayi sicili

    Belge mevcut ve geçerli mi?

    Üretim kapasitesi

    Bildirilen üretim miktarı işletmenin kapasitesiyle uyumlu mu?

    Hammadde

    Hammadde girişleri üretim kayıtlarıyla örtüşüyor mu?

    İşçilik

    Personel yapısı üretim hacmini destekliyor mu?

    Enerji

    Elektrik, doğalgaz ve benzeri tüketimler üretim hacmiyle makul bir ilişki gösteriyor mu?

    Stok

    Hammadde, yarı mamul ve mamul hareketleri tutarlı mı?

    Satış

    Üretildiği ileri sürülen mallar gerçekten satışlara yansımış mı?

    Maliyet

    Üretim maliyetleri doğru hesaplanmış mı?

    Faaliyet ayrımı

    Üretim ve ticaret kazançları birbirinden ayrılabiliyor mu?

    Fason işlemler

    Fason üretim gerçekten üretim organizasyonunun bir parçası mı?

    Matrah

    İndirimli orana tabi kazanç doğru hesaplanmış mı?

    gibi çok sayıda unsurun birlikte değerlendirilmesi gerekir.

    14. Tam tasdik sözleşmesi bulunan mükellefler açısından önemli kolaylık

    49 Sıra No.lu Tebliğ, Tam Tasdik sözleşmesi bulunan mükellefler açısından da önemli bir uygulama kolaylığı sağlamaktadır.

    Tebliğin ilgili düzenlemesine göre, tasdik raporunda aranılan hususlara Tam Tasdik raporunda ayrı bir bölüm halinde yer verilmesi halinde ayrıca ayrı bir indirim tasdik raporu düzenlenmesi gerekmemektedir.

    Bu düzenleme uygulamada önemlidir.

    Çünkü üretim kazancının ayrıştırılması;

    • maliyet muhasebesi,

    • üretim kayıtları,

    • stoklar,

    • fason işlemler,

    • KKEG,

    • geçmiş yıl zararları,

    • kurumlar vergisi matrahı

    ile birlikte ele alınmaktadır.

    Bu çalışmaların yıl sonunda tek seferde yapılması yerine Tam Tasdik çalışması sırasında dönemsel olarak yürütülmesi, sonradan ortaya çıkabilecek önemli hesaplama ve belge sorunlarının daha erken fark edilmesini sağlayabilir.

    Ancak burada da önemli bir mesleki ayrım vardır:

    Tam Tasdik sözleşmesinin bulunması, indirimli kurumlar vergisi uygulamasındaki maddi şartların ortadan kalktığı anlamına gelmez.

    Tam tersine, bu şartların tasdik çalışması içerisinde daha sistematik biçimde incelenmesini gerektirir.

    15. YMM açısından en büyük risk: belge ile ekonomik gerçeklik arasındaki kopukluk

    İmalatçı kurumlarda %12,5 oranının uygulanmasında en önemli risklerden biri, muhasebe kayıtlarının tek başına üretim faaliyetini kanıtladığının düşünülmesidir.

    Örneğin muhasebe sisteminde:

    Hammadde alımı → üretim → mamul → satış

    kayıtları bulunabilir.

    Ancak fiili işletme verileri bu zinciri desteklemiyorsa sorun ortaya çıkabilir.

    Örneğin;

    • üretim miktarı çok yüksek,

    • çalışan sayısı çok düşük,

    • enerji tüketimi olağan dışı düşük,

    • hammadde hareketleri yetersiz,

    • makine kapasitesi üretimi desteklemiyor,

    • stok kayıtları satışlarla uyuşmuyor

    ise yalnızca muhasebe kaydına dayanarak üretim kazancının kabul edilmesi riskli hale gelir.

    Bu nedenle YMM tasdikinin niteliği, muhasebe kaydının doğrulanmasından ekonomik faaliyetin makul ve tutarlı bir bütün oluşturduğunun araştırılmasına doğru genişlemektedir.

    16. İmalatçıların 2027'den önce yapması gerekenler

    2027 yılı beklenmeden aşağıdaki hazırlıkların yapılması yerinde olacaktır:

    1. Sanayi sicil dosyası incelenmeli

    Belgenin geçerliliği ve faaliyet bilgileri kontrol edilmelidir.

    2. Fiili üretim kapasitesi belirlenmeli

    Makine parkı, çalışan sayısı, üretim kapasitesi ve fiili üretim karşılaştırılmalıdır.

    3. Üretim ve ticaret ayrıştırılmalı

    Alım-satım faaliyetleri ile kendi üretiminden elde edilen gelir ve maliyetlerin ayrıştırılmasını sağlayacak muhasebe altyapısı kurulmalıdır.

    4. Fason üretim haritası çıkarılmalı

    Hangi üretim aşamasının şirket içinde, hangisinin dışarıda gerçekleştirildiği belirlenmelidir.

    5. Maliyet muhasebesi gözden geçirilmeli

    Üretim maliyetlerinin doğru faaliyetle ilişkilendirilmesi sağlanmalıdır.

    6. Stok sistemi kontrol edilmeli

    Hammadde → yarı mamul → mamul → satış bağlantısı kurulmalıdır.

    7. Üretim verileri muhasebe ile karşılaştırılmalı

    Üretim raporları ile muhasebe kayıtları arasında mutabakat yapılmalıdır.

    8. Kurumlar vergisi simülasyonu yapılmalı

    2027 yılı için %12,5 oranının şirkete gerçek vergi etkisi hesaplanmalıdır.

    9. YMM tasdik sınırı hesaplanmalı

    Sağlanacak toplam vergi avantajının 200.000 TL sınırını aşıp aşmayacağı değerlendirilmelidir.

    10. Tam Tasdik stratejisi belirlenmeli

    Ayrı tasdik raporu yerine Tam Tasdik raporu içerisinde gerekli bölümlerin oluşturulmasının uygun olup olmadığı önceden planlanmalıdır.

    17. Yeni düzenleme şirketlerin sermaye yapısını da etkileyebilir

    Yüksek üretim kazancı elde eden bazı gelir vergisi mükellefleri açısından da konu yalnızca kurumlar vergisi oranıyla sınırlı değildir.

    Özellikle yüksek cirolu ve büyüyen imalat işletmelerinde şirket türünün ve vergisel yapının yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir.

    Ancak bir şahıs işletmesinin yalnızca bu nedenle sermaye şirketine dönüştürülmesi gerektiği sonucuna doğrudan ulaşılmamalıdır.

    Böyle bir karar;

    • gelir vergisi yükü,

    • kurumlar vergisi,

    • kâr dağıtımı,

    • sosyal güvenlik,

    • şirketleşme maliyetleri,

    • finansman,

    • ortaklık yapısı,

    • işletmenin büyüme planı

    ile birlikte değerlendirilmelidir.

    Dolayısıyla “%12,5 oranı geldi, herkes şirketleşmeli” şeklindeki genelleme doğru bir vergi planlaması yaklaşımı değildir.

    18. Asgari kurumlar vergisi ayrıca kontrol edilmeli

    İndirimli kurumlar vergisi hesabının yapılması, verginin kesin olarak bu tutarda kalacağı anlamına gelmez.

    Yurt içi asgari kurumlar vergisi düzenlemesi nedeniyle ayrıca kontrol yapılması gerekir.

    KVK 32/C uyarınca kurumlar vergisinin belirli şartlarda, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancının %10'undan az olmaması öngörülmektedir. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 2026 Kurumlar Vergisi Beyan Rehberi de bu hesaplamaya ilişkin yöntemi açıklamaktadır.

    Bu nedenle 2027 yılı vergi planlamasında iki ayrı hesap yapılması daha doğru olacaktır:

    1. Normal kurumlar vergisi hesabı

    2. Yurt içi asgari kurumlar vergisi kontrolü

    Sonuçta mükellefin ödeyeceği vergi, ilgili mevzuat çerçevesinde bu iki hesabın karşılaştırılmasıyla belirlenmelidir.

    Sonuç: %12,5 oranı kadar önemli olan, o orana giden yol

    İmalatçı kurumlar açısından 2027 yılında yürürlüğe girecek %12,5 kurumlar vergisi oranı önemli bir vergi avantajı yaratmaktadır.

    Ancak bu avantajı yalnızca:

    “İmalatçıysam kurumlar vergisini %12,5 öderim.”

    şeklinde okumak doğru değildir.

    Asıl mesele;

    sanayi sicil belgesi + fiili üretim + üretim kazancının doğru tespiti + faaliyetlerin ayrıştırılması + maliyet muhasebesi + fason işlemlerin analizi + vergi matrahının doğru hesaplanması + asgari kurumlar vergisi kontrolü + YMM tasdiki

    unsurlarının birlikte yönetilmesidir.

    Özellikle 49 Sıra No.lu Tebliğ ile YMM tasdik boyutunun devreye girmesi, uygulamanın yalnızca şirket muhasebesinin konusu olmaktan çıkıp YMM açısından da sistematik bir inceleme ve belgelendirme sürecine dönüşmesini sağlıyor.

    Bu nedenle 2027 yılı kurumlar vergisi beyannamesini bekleyerek hazırlık yapmak yerine, 2026 yılı içinde üretim ve muhasebe sisteminin 2027 uygulamasına hazırlanması daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.

    İmalatçı şirketler açısından sorulması gereken temel soru artık yalnızca:

    “%12,5 oranından yararlanabilir miyiz?”

    değil;

    “Üretimden elde ettiğimiz kazancın %12,5 oranına tabi olduğunu, ekonomik ve mali verilerimizle eksiksiz şekilde ortaya koyabilecek durumda mıyız?”

    olmalıdır.

    YMM açısından ise temel soru daha da farklıdır:

    “Tasdik raporuna konu edeceğim üretim kazancı ve vergi avantajının dayandığı bütün maddi ve vergisel unsurları yeterli, güvenilir ve izlenebilir kanıtlarla doğrulayabiliyor muyum?”

    2027 düzenlemesinin gerçek önemi de burada ortaya çıkmaktadır. Vergi avantajının büyüklüğü arttıkça, üretimin, maliyetin, kazancın ve vergi hesabının izlenebilirliği daha fazla önem kazanacaktır.

    Eser Sevinç Yeminli Mali Müşavir